Tecessüs/Gözetleme Hastalığı

0
260

Setr-i ‘avb itmede ‘Allâm-ı gııvûb

Ni demek sen idesin keşf-i ‘ııyûb

El-hazer kimseyi itme ta’yîb

Gelmesün başına ol ‘ayb-i ‘acîb

Sünbül-zâde Vehbi/Lutfîyye

Toplumsal dinamiklerin tahribata uğratıldığı, mecrasından sökülüp atılarak darmadağın edildiği, kadim medeniyetin varisi şu toplum sathında kültürel cinayetlerin işlendiği, kritik başkalaşımlara/transformasyonlara düçar edildiği çağdaş bir kırılmadan, bozulmadan geçiyoruz. Varlığını, kendiliğini, kimliğini, ne olduğunu unutan ve varoluş değerlerinin düşmanca salvolarla çökertilmesiyle, toplum nezdinde bir kokuşmuşluk ve kakofoni/karmaşa distopyası sergilenmekte, kıyamet fragmanları sahneye konulmaktadır. Toplum, varlık sebeplerini ayak altı etmeninin, çöpleştirmenin derin sancılarını çekerken, ilgisizlik ve terke maruz veçhesiyle sorumsuzluğun girdabında, kıymetlerini, değerlerini tahrip etmekte ve onları hiçleştirmektedir. İşte bu babda mahremiyetin o güzide, asude, ulvi makamında hürmeti önceleyen ve gizlenmesi, saklanması gerekenleri muhafaza etmeyi, ayıpları örtmeyi ilkeleştiren, kollayan, sarmalayan ahlak toplumu yerini serkeş, asi, hazcı bencillik illetiyle malul marazi bir cemiyete bırakması, istikbal açısından endişe vericidir.

Komşuluk, kardeşlik, sahiplenme ve tesanüd ile çürümüşlüğü defetmeyi, ifsadı/bozulmayı tasfiye etmeyi yaşamsal bir düstur olarak en ince insani dokularına kadar nakış nakış işleyen o mümtaz kişilerin barındığı mamur ve faziletli erdemli toplulukların, yeni yetme türeyen nesilleri; gammazlayan, fitneleyen, çalan-çırpan, koğuculuk ve mahreme göz diken bozuk, illetli bir zihniyet olarak tezahür etmiştir. Teknolojik ve bilişsel gelişmenin, ilerlemenin eşliğinde, ahlaki zafiyetin ise sefaletinde güzelliklere, dürüstlüğe, merhamet ve tevazuya rest çekmenin pervasızlığında bir kuşak, bir gelecek kurgulanmaktadır. Egemeler eliyle, global sömürgecilerin manipülatif odakların plan ve programları çerçevesinde medyatik güçlerinin devasa imkanlarının seferber edilerek mahremiyete tecavüzü, gün geçtikçe bir sel gibi müesses değerleri silip süpürmektedir; bu tehlike, kar topu benzeri yuvarlandıkça cesametini artırmaktadır. Değer esaslı ilişkiler ise mide ve şehevi ihtiraslar bağlamında yer değişikliğine uğrayarak temelli bir kayma ve sapmaya meyletmiştir. Revaçta olan ise keyfilik, hazcılık, saldırganlık ve maalesef tahammül edilemez bir şımarıklıktır. Yükselen değerlere baktığımızda, rağbet gören, muteber olan iftira ve çarpıtmadır. Asparagaslarla kişi yaşamının cehenneme çevrilmesi ve gözetleme kulelerinin yatak odalarına kadar döşenerek, gözetleyicilerin en hassas gizliliklerin takip ve teşrihi ile başkalarının yaşamlarını sabote etmeye yönelik didiklemelerinin, hastalıklı bir toplum oluşturmak üzere bir zemin meydana getirmekte ve varoluş değerlerine hücum eden tehlikelere ciddi bir gedik açmaktadır. Röntgencilik bir kazanç kapısı, bir yaşam stili gibi sunulmaktadır. İletişim kanallarının her yanda kusan, höyküren, çamur ve pislik fışkırtan tipleri örnekleştirilerek, ikonlaştırılarak yaptığı bu yıkım, erdemli olmayı pasiflik, zayıflık, korkaklık, pısırıklık olarak tanımlamakta ama sadakati, fedakarlığı, yardımseverliği, hayırseverliği ise dışlayarak, ötekileştirerek aşağılamaktadır.

Merak ve Gizlilikleri Araştırma

Gözetlenen toplum, gözetlemeyi de itiyat edinerek mutat bir uğraşıyla özümsemiş ve bu fikre uyumlaşarak hastalıklı bir kimliğe bürünmüştür. Gözlemlenen örtme değil, tecessüs eksenli didiştirme, kaşıma ile ayıpları ortaya dökme ve kendi ayıplarının da dökülmesine, teşhirine ayna tutma eylemidir.

İlkin gözetlemek, görmeye çabalamak merak hassasını tetiklemekle, tahrikle işe başlar. Merak, erdem ve kötülük, inşa ve yok etme nüvesini içerisinde barındıran ender kavramlardan, önemli bireysel bir dürtü olmasıyla beraber sosyal ve ideolojik bir nosyonu da vardır. Merak hassası toplumsal gözetleme/gözetlenme seyrini tetikleyen mekanizmanın kilidini oluşturmaktadır; bir hastalık gibi sınır tanımaksızın yaygınlaştırılması marazi unsur olarak ıslah ve terbiyesini ilzam etmiştir. Merakın habaset eşiği ahlaksızlık veya kaotik tezahürlere yol açabilmesidir (Kurtbaş, İ. 2011). Güven merkezli bir tecessüs ve meraktan kaynaklanarak bilgilenme, gizliklere vukufiyet, kişi hak ihlallerine varan bir icraya, hukuksuzluğa yol açabilmekte ve kişisel yaşamın, mahremiyetin zedelenmesiyle suç ve suçluluğa kapı aralayabilmektedir.

Sosyal açıdan meraklı bireylerin, yeni ilişkiler kurmak ve mevcut ilişkileri sürdürmek için kendi davranışlarını ayarlamada yetenekli olabilmeleri söz konusu olmakla birlikte (Renner, B. 2006); gizliliklerin, mahremiyetin merakı; toplumsal dedikodu yapmayı meşrulaştırarak, sosyal merak ve dedikodunun, sosyalleşmeyi ve kültürel uyumluluğu kolaylaştırmasına katkısına kıyasla (Hartung FM, Renner B.2013), insanın özel alanına tecavüze yol açtığını fark etmek dikkate değer bir gerçekliktir. İnsanın kayıpları ise bu vesile ile elde edeceği kazançlarından katbekat fazla olmaktadır.

Yaşadığımız toplum ve içerisinde bulunduğumuz çağ, Manuel Castells’in “Ağ Toplumu” ve “İnternet Galaksisi” diye isimlendirdiği bir iletişim, bilişim ve etkileşim ortamı meydana getirmiştir. Ağda yaşam bir karşılıklı iletişimi ve etkileşimi doğurarak bu karşılıklığın bir sonucu olarak sosyal hayat an be an uzağında ama hemen yanında düsturunca, küresel yeni paradigmalar inşa etmeye başlanmıştır. Ağ toplumu toplumsal dönüşümleri hızlandırarak dünyayı global bir köye dönüştürürken aynı zamanda toplumsal yaşamı tehdit etmeye; mahremiyet, güvenlik ve geleneksel toplum biçimleri ve insan etkileşimi üzerindeki etkisi ile de yanlış bilginin yayılmasına, siber suç riskinin de artmasına önemli oranda sebep olmuştur (Karagülle, A. E., & Çaycı, B. 2014). Ağların uçlarındaki korunaklı, izole toplumların varlığını sürdürme imkanı kalmamış ve değişim ve dönüşümlerin hedefi haline gelmiştir. İşte böyle bir sürat ortamında kablosuz ağların harmanladığı, yoğurduğu sanal ortamın biriciklik olduğu dünyalarda, gizliliklerin ortaya saçılmasıyla mahremiyetin korunması imkansızlaştırılıp, ortalıklara saçılmış ayıplarla birlikte hayat sürmenin mecburiyeti, yaşam stili olarak dayatılmıştır. İnsanlara özel alanların, merak saiki veya habis niyetle tetkik edilmesi, kurcalanması insanların en muteber, kıymetli korunaklı alanına yapılan bir saldırı ve onulmaz bir tehdittir.

Gözetleme/Gözetlenme ve İzleme/İzlenme

Gözetleme/gözetlenme ve izleme/izlenme gerçekliği küresel ölçekte cereyan eden kişi güvenliği ve kişisel verilerinin korunması açısından önemsenmesi gerekli bir konudur. Veri güvenliği sorunu, kişisel kimlik ve özellikleri şamil, kişinin ruhsal ve bedensel bütünselliğini tehdit eden, güncel teknolojik aygıtların desteğindeki siber saldırı odaklarının zarar verici eylemlerindeki, hukuk ve etik/ahlak eksenli bir sorundur; çünkü sanal dünyanın internet ağında her yazışmanın ve her işlemin başkaları tarafından izlenme ve denetlenme şüphesi vardır. Buna bağlı olarak izlendiği, denetlendiği ve gözetlendiği gerçeğini bilmenin verdiği kaygı, güvensizlik ve korku, kişide ruhsal huzursuzluk ve rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu endişe ve tedirginlik atmosferinde yaşamak, kişilikte şizofrenik parçalanmalara ve paranoid-şizoid kişilik bozukluklarına yol açabilmekte ve kronik anksiyete ile gerilimli bir yaşama sebep olmaktadır. Güvenlik temelli politikaların, sosyal kısıtlamaların yaşamın mihveri haline getirilmesiyle insanoğlunun mahremiyetinin, özelinin hiçe sayıldığı, bir gözetleme, izleme mekanizmaları dizgesi süreç dahilinde derinden derinden işlenmekte ve sürdürülmektedir. Bütün şehirlerin sokaklarında kameralarla; halkların evlerinde, işyerlerinde hatta yatak odalarında bile android telefon, dijital aygıtlarla an be an gözetlendiği “korku toplumu”na dönüşen bir anormallik, güvensizlik yoğunluklu bir ortam oluşturulmuştur. Güvenlik adına yapılanlar paradoksal olarak insan haklarının da gasp edilebildiğini/edilebileceğini göstermektedir. Jeremy Bentham’dan mülhem Foucault’nun geliştirdiği Panoptikon (gözetleyenin görülmediği, ancak tutukluların her an izlendiği şeffaf hapishane) sürecine doğru bir seyir oluşmaktadır. Gündelik hayatın her anında bilgisayarlaşan süreçler, izlenme ve denetlenme riskini beraberinde getirmektedir (Bayhan, V. 2013). Denetleyenler her zaman iyi niyetli kimseler değildir; çıkar merkezli çetelerin, ısırıcı, vahşi sermayenin kulları, köleleri de kendi kuruluşlarının adi hesap ve menfaatleri uğruna ötekilerinin hayatlarını hiçe sayabilmekte ve menfaatleri için diğerlerini kolaylıkla harcayabilmektedirler. Gözetlenen yaşamların, saldırı tehlikesi altında olması, sıradanlaştırılmış sosyal medya yazışmalarının ve etkileşimlerinin kaçınılmaz bir açığı ve açmazıdır. Aileyi ve toplumu tahripkar saldırıların nişangahı kılan bu gözetim anlayışı ve kültürü, habis, şerir bir saldırganlığın da yaşamları serâpâ deney alanına dönüştürmeye başladığını göstermektedir.

Panoptikon zihniyeti, çağın gözetleme ruhunu başlatan bir proje. İlkin İngiliz filozof Jeremy Bentham (1748-1832), 1791 tarihli panoptikon veya “teftiş/gözetleme evi” modelini özetlemiş ve aslında bunu açıkça, kontrolün içselleştirilmesi yoluyla erdemi aşılamaya yönelik bir eğitim amacıyla ilişkilendirmiştir. Merkezi bir gözetleme kulesinin etrafında dairesel olarak yerleştirilmiş hücrelere yerleştirilen mahkûmlar, her zaman gözlemlenecek (veya her zaman gözlemleniyormuş gibi bir izlenime sahip olacak) ve dolayısıyla davranışlarını buna göre değiştireceklerdir. Bu dairesel düzenlemenin aslında okullar, fabrikalar ve hastaneler için de kullanışlı olması amaçlanmıştı; Elbette bu uygulamaların sonuncusunda gözetim artık davranış tekdüzeliğini sağlamak için tasarlanmamıştı ve bu nedenle terimin disiplin dışı gözetime genişletilmesinin tohumlarını da ta başlangıç kurulumunda taşıdığı anlaşılmaktadır (Fludernik, M.2017). Panoptik iktidar, özünde hiyerarşik bir iktidar yapısıdır ve sistemdeki herkes, söz konusu hiyerarşide daha üstte olan birine tabidir. Her şeyi gören gözün bakışı, suç davranışlarını caydırabilir ve genel olarak daha güvenli bir toplumu teşvik edebilir; ancak bunlar, kişisel özgürlükler pahasına olurlar. Ancak, merkezi gözetleme kulesi fikri, Bentham’ın orijinal modelinden kalmamıştır ve toplum kurumsal kontrol önlemlerini kabul etmeye şartlandırılmışken, insan da bunları görmezden gelmeye ve normalleştirmeye şartlandırılmıştır. Hem kamera merceği hem de veri takibi yoluyla neredeyse sürekli olarak gözlem altındadır kişi. Ancak panoptikonda, özgür olduğunuza dair her türlü gösterge size sunulur. Size ayrıca, eğer gizleyecek bir şeyiniz yoksa, korkacak bir şeyinizin de olmadığı söylenir; bu, Büyük Birader’in ürpertici bir yankısıdır (Sheridan, C.2016).

Gözetim toplumunda gözetim olgusu, iki taraflıdır. Maddi kazanımlar kolaylaştırılmıştır; ama aynı zamanda riskler ve tehlikeler de büyük ölçekli bu gibi sistemlerde her zaman yüksek düzeyde mevcuttur. Elbette güç, onu kullananların vizyonunu bozar, saldırganlaşmalarına ve iç dünyalarındaki gizli şeytansı duygularının tatminiyle azgınlaştırır; çünkü büyük ölçekli teknolojik altyapılar, büyük ölçekli sorunlara eğilimlidir. Özellikle bilgisayar sistemleri, bilişim teknolojileri söz konusu olduğunda ise tek bir kasıtsız veya düşüncesizce tuş vuruşu dahi kolayca kargaşaya, kaotik depremlere yol açabilir. (Murakami Wood, D., Ball, K., Lyon, D., Norris, C., & Raab, C. 2006). Gözetleyenler ve izleyenlerin meraklarını celbeden kişisel mahremiyetler, o oyuncağı kullananalar nezdinde bir silaha dönüştürülerek hayatları karartmaya sebeptir. İşte bu noktada sorunu salt bir iktidar sorunu olarak değil geleceğin inşasında varlık, istikbal sorunu olarak da ele almak gerekmektedir.

Önceleri güvenlik adı altında devlet eliyle tek taraflı olarak yürütülen gözetim uygulamaları, kapitalist sistemin yayılması ile birlikte sermaye-devlet iş birliğiyle yürütülmeye, uygulamaya başlamıştır. İletişim teknolojilerinin gelişmesinin ardından ise gözetim de tekyönlü olmaktan çıkıp akışkan hale gelmiştir. İnsanlar, artık hemen herkesin sahip olduğu akıllı telefonlar ve sosyal medya hesaplarıyla kendi gözetimlerine teşne olup araçsallaşmışlardır. Mevcut durum hem sermaye grupları hem de sosyal medya kullanıcıları açısından yeni bir ticari sektör ortaya çıkarmıştır. Sosyal medya kullanıcıları, kişisel hayatlarının gözetlenmesine izin vererek, firmalardan reklam almaya, firmalar da uzun süreli tanıtımlar yapmaya başlamıştır (Öztürk, R. 2018). Böylece karşılıklılık ilkesince faydalanma, çift taraflı gözükürken asıl olan güçlünün, hegemonik olanın karşısındakini, elindeki yüksek teknolojik imkanlar muvacehesinde sömürmesi ve köleleştirmesidir. Hastalıklı, marazlı bireylerden müteşekkil bir toplum, tesanüdden uzak atomize, bireyselcilik yamukluğundaki çarpık ve çarpılmış bir zihniyeti temsil etmekte olup medeniyetler mücadelesinde zarardan, kayıptan başka bir şey doğurmaz.

Panoptikon sisteminde içeridekini disipline etme ve ıslah etme söz konusuyken, dijital panoptikonda yerini kontrol ve denetim toplumlarına bırakmaktadır. Dijital dünyada elde edilen veriler “big data” yerini almaktadır. Big datadaki veriler istenilirse kötü amaçlarla kullanabilmektedir. Hükümetler verileri toplumun düzenini ve refahını sağlamak ve uluslararası ilişkilerin bozulmasını önlemek için saklamakta ya da duruma göre paylaşmaktadırlar. Siyasi etmenler verilerin paylaşılması ve saklanması durumunu değiştirebilmektedir (Çaycı, A. E., & Çaycı, B. 2016). Verilerin bütün toplum sathından devşirilmesi, yığınlaştırılmasıyla güvende kalmak, güvenlikli olmak mümkün gözükmemektedir. Verilerin global akışkan ve geçirgenliği korunmasız, mahfazasız kalmakla eşdeğerdir; çünkü açıkta, gözler önünde olan mahrem bilgiler, ortalığa saçılıp savrulduğundan, gözetleyen gözlerin hücumuna amade bir edilgenliğe maruz kalmak söz konusudur.

Tecessüs Hastalığının Devası

İnsanların özel hallerini merakla araştırmak ve gizliliklerine vakıf olma isteği aslında marazi bir haldir. Diğerlerinin, ötekilerin kayıplarını, ayıplarını, eksikliklerini ve kıl-ü-kal babında gevezelik olsun diye konuşmanın ötesinde var olan şey, bu vukufiyetten istifade etmek ve kişisel kayıpları kazanca kalp etmek ihtirasıdır. Bu durum hastalıklı, saplantılı bir haldir ki, ıslahı, tımarı ise elzemdir. Peygamberin mübarek hadislerinde bu maraziyetin tarifi ve ıslahına yönelik olarak aşağıdaki ifadelerine bakmak yeterlidir:

“Ey diliyle iman edip de kalplerine iman tam olarak yerleşmeyen kimseler! Müslümanları gıybet etmeyiniz, onların kusurlarını da araştırmayınız! Kim Müslümanların kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil eder.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4880; Tirmizî, Birr, 85/2032). Yüce Yaratıcı ise mevzuya son noktayı koyarak kişisel gizliliklerin mahremiyetlerin korunmasını şu nehiy ihtiva eden emriyle vurgulamıştır:

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir” (Hucurat, 12).

Aynı minvalde diğer bir ayette, tecessüsün mesuliyet gerektirdiğini bizlere bildirmektedir:

“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur” (İsra, 36)

Teknolojinin sağladığı kolaylıklarla insan mahremiyetine, saklı dünyasına ondan izinsiz yapılan her türlü müdahale, onun kişilik haklarına tecavüzdür. Bu yasak, kutsal dinimizin de önemsediği ve en başta dikkate aldığı tavizsiz uygulanmasını istediği umdelerden biridir. Toplumsal insicam, terakki ve medeniyet tesisi, karşılıklı hürmet ve haddini bilen, buna riayet eden bireylerden oluşmuş erdemli, ahlaklı bir toplumla sağlanabilir. İnsanların yekdiğerini düşmanlaştırmadığı ve güvenin bütün herkesi kuşattığı böyle bir toplumun inşası ise elzemdir.

Kaynakça

  • Bayhan, V. (2013). Gözetim Toplumunda Otoritenin Alâmeti Fârikası: Küresel Kapatılma. Sosyologca, (6).
  • Çaycı, A. E., & Çaycı, B. (2016). Dijital İletişim Çağinda Teknolojinin Açiğa Çikardiklari: Gözetim ve Mahremiyet. İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi (İNİF E-Dergi)1(2), 157-169
  • Fludernik, M. (2017). Panopticisms: from fantasy to metaphor to reality. Textual Practice, 31(1), 1-26.
  • Hartung FM, Renner B. Social curiosity and gossip: related but different drives of social functioning. PLoS One. 2013 Jul 31;8(7):e69996.
  • Karagülle, A. E., & Çaycı, B. (2014). Ağ toplumunda sosyalleşme ve yabancilaşma. Turkish Online Journal of Design Art and Communication, 4(1), 1-9.
  • Kurtbaş, İ. (2011). Merak (in) sosyolojisi psikolojik dürtü, sosyal uyaran, kültürel nosyon ve İdeolojik bir konsept olarak “sosyal merak”. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 14(2), 18-58.
  • Murakami Wood, D., Ball, K., Lyon, D., Norris, C., & Raab, C. (2006). A Report on the Surveillance Society. Office of the Information Commissioner. https://ico.org.uk/media/about-the-ico/documents/1042390/surveillance-society-full-report-2006.pdf
  • Öztürk, R. (2018). Görenin Üstünlüğünden Gören-Görünen İşbirliğine: Gözetlenen Toplumda Gönüllü Gözetim. Yeni Medya, (4), 17-28.
  • Renner, B. (2006). Curiosity about people: The development of a social curiosity measure in adults. Journal of personality assessment, 87(3), 305-316.
  • Sheridan, C. (2016). Foucault, power and the modern panopticon. Senior thesis, Trinity College.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz