Ortadoğu’da İsrail Düzeni ve Trump Barışı

0
266

7 Ekim 2023’te başlatılan Aksa Tufanı hareketi ile beraber İsrail ve Ortadoğu ilişkileri büyük alt üst oluşlar yaşıyor. Öncelikle Körfez ülkeleri başta olmak üzere Mısır ve Ürdün Abraham Anlaşmaları ile başlanan girişimler kırılmaya uğradı. İran’ın genişleme stratejisi ve teşebbüslerine karşı Suudi Arabistan, BAE ve diğer Arap devletleri İsrail’e yakınlaştı. Zaten Mısır, Campe David Antlaşması ile İsrail’e kul haline gelmişti. Mursi’nin iktidardan edilmesinden sonra da yeni stratejik işbirliklerine girişti. İsrail’in Sina’daki direnişçi militanlara müdahalesine onay verdi, Refah sınır kapısını kapattı ve daha başka destekleyici tutumlar içine girdi.

Hamas’ın başlattığı 7 Ekim Aksa Tufanı ile beraber Ortadoğu’da ABD önderliğinde yürüyen İsrail ile ilişkileri normalleştirme girişimleri krize girdi. Çünkü İsrail, Gazze’yi yerin altına gömdü, katliamlar yaptı, soykırım uyguladı. Dünyanın gözüne sokarak bebek, çocuk, hastane demeden her şeyi bombaladı. Şehvete bürünen Siyonizm barbarlığı sınır tanımadı.

İsrail Saldırganlığı Genişliyor

İsrail, Hizbullah’ı da çökertmek için sınır tanımadı. Lübnan’a saldırılar düzenledi. Yemene bombalar yağdırdı. İran’a müdahalelerde bulundu. Suriye’de çeşitli grupları silahlandırma ve onların hamiliğine soyunarak yeni tavırlar ortaya koydu. Özellikle Dürzileri korumak adına bölgesel müdahalelerinin önünü açmaya çalıştı. Karaya asker indirdi. Şam’ın devlet kurumlarını vurdu, silah merkezlerini bombaladı.

İsrail, birçok İslam toprağına açıktan açığa saldırılar düzenledi, müdahalelerde bulundu, işgallere başladı. Gazze yerle bir edildikten sonra daha önce onu engelleyen Suriye, İran, Hizbullah ve Hamas ittifakı dağıtıldı. Savaşla kurulan İsrail devleti, savaşla yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle Filistin topraklarını savaş, işgal ve tahakküm alanına çevirmekle yetinmiyor. Bunun dışına da çıkıyor. Bu amaçla hiçbir uluslararası norm, anlaşma ve teamülü tanımıyor. Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’i soykırım yapmakla yargıladı ve suçlu buldu. İsrail, hiç birisine uymuyor. Hatta bu soruşturmayı açan Güney Afrika Fransız büyükelçisi, birkaç gün önce bir otelin 22. katından atılarak öldürüldü. Şüpheler doğrudan MOSSAD üzerinde odaklanıyor.

Savaş, saldırgan ve işgal ruhu ile sınırlarına sığmayan İsrail, Arap ülkelerine saldırılarını artırıyor. Suriye’de düzenin oluşmasını engelliyor. Kürtler üzerinde de hamilik iddialarını gündeme getirerek Türkiye’ye yönelik tehditlerde bulunuyor. Türkiye, birçok Arap ülkesine göre daha sert açıklamalarda bulunuyor. Hava sahasını İsrail’e kapattı, ticari ilişkilerini kesti.

İsrail’in farklı Arap ülkelerine saldırganlığın Katara yaptı. Doha’da barış görüşmelerini yapan kişiler hedef seçilerek bombalama eylemleri gerçekleşti. Bütün bunlar, ABD’den örtülü ya da örtüsüz desteklerle gerçekleşti. İsrail’in bu savaşçı ve saldırgan genişlemesi, Arap devletlerini tedirgin etti. Abraham Anlaşmaları itibar kaybına uğradı. Bundan dolayı Suudi Arabistan Çin’den silah almaya yönelik yeni antlaşmalar yaptı.

Suudi Arabistan yeniden Türkiye’ye yakınlaştı. Sisi’ye karşı on yıllara varan mesafeyi Türkiye terk etmeye başladı. Mısır, Türkiye’ye yaklaştı. İki ülke Doğu Akdeniz’de askeri tatbikatlar düzenledi. Bütün İslam ülkeleri Doha’da bir araya gelerek 25 maddelik bir bildiri yayınladılar. Bildiride çok sert uyarılar vardı. İsrail’i uyaran, uluslararası toplumu bu konuda ikaz eden ve harekete geçirmeye çalışan maddeler…Ancak bu maddelerin hiçbirinde yaptırımdan bahsetmiyordu. İsrail’e yönelik somut bir yaptırım önermiyordu.

Trump’ın Barış Planı: Post-Modern Koloni Projesi

Bütün Müslüman devlet adamları Trump ile bir araya geldiler. Yeni bir umut ve yeni bir barış arayışını yansıtan fotoğraflar verildi. BM toplantılarında Gazze meselesinin trajik durumundan bahsedildi. Netanyahu, konuşurken salon neredeyse boştu. İsrail’in saldırganlığı ve barbarlığını durduracak yeni bir anlaşma beklentisini herkesi sardı. Trump, umuttu, barıştı.

Trump, Netanyahu’ya baskı yaptı ve Katardan özür dilettirdi. Yeni bir barış planı hazırladı ve bunu çeşitli maddelerle dünya kamuoyuna deklare etti. Buna göre yeni bir barış gücü kurulacak ve bunlar İslam ülkelerinden sağlanacak. Hamas silahları bırakacak ve yeni yönetimde yeri olmayacak. Esirleri bırakacak. İsrail Gazze’den askerlerini çekecek. Gazze, Arap ülkelerinin paralarıyla inşa edilecek. Kurulacak yeni yönetim doğrudan Trump ve Blair’e bağlı olacak. BM’de konuşma yapmasına dahi izin verilmeyen Mahmut Abbas, Filistin’in tek yönetim adresi kabul edilecek.

Trump’ın barış planı, aslında Gazze’yi ve Batı Şeria’yı, kısaca Filistin’i yeniden kolonize etmeye yönelik bir manda sistemini ifade ediyor. Elbette bu 1940’lardaki İngiliz Manda sisteminden farklı. Post-modern. Ama yine içinde İngiltere var. İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’e, Trump ile eş başkan gibi bu manda yönetiminde yer alıyor.

Trump, baştan beri Gazze’yi eğlence, kum, deniz ve hotellerle yeni bir Las Vegas şehri yapmak istiyor. Bu nedenle bunu kabul edeceklere “kalabilirsiniz” diyor, direnenlere de “gideceksiniz” diye açıktan zorla sürgün yolunu gösteriyor.

Emperyalizm, ABD- İngiltere ortaklığında İsrail eliyle Müslüman coğrafyasında yeni bir yüzle sahneleniyor. Buna barış denmez, Ortadoğu’ya ihanet denir. Filistinlilere ve Müslümanlara saygısızlık denir. Coğrafyamızı, yeniden istedikleri gibi yönetebileceklerini ve biçimlendirebileceklerini göstermek istiyorlar.

İsrail’in Yeni Ortadoğu Düzeni

Abraham Antlaşmaları ile İsrail barış maskesiyle Ortadoğu’da kendi düzenini kurmaya doğru adımlar atıyordu. Arap Devletleri de ilişkilerinde normalleşmeye doğru adım atarak bu düzenle uyumlu hale geliyorlardı. Özellikle El-Kaide, IŞİD, Selefi Cihadi hareketlerin terör faaliyetleri, iç isyanlar ve çatışmalardan bu şekilde kurtulabileceklerini düşünüyorlardı.

Arap Baharıyla ortaya çıkan çatışmalar, cihat hareketleri ve isyanlar egemen devletler tarafından İsrail ile normalleşerek aşılabileceğini düşündüler. Korku ve krizlerini Trump ve Netanyahu işbirliğine dayalı yeni Ortadoğu rüyası ile giderebileceklerine inandılar. Fakat 7 Ekim Aksa Tufanı, bu işbirlikçi arayışı yerle bir etti.

İsrail, bütün barbar yüzünü ortaya koydu. Gazze ve Filistin’le sınırlı olmayan işgal ve savaş ruhunu gösterdi. Nerdeyse ona varan Ortadoğu ülkelerinde işgal, bombalama ve müdahalelerde bulundu. Böylece Ortadoğu’daki düzenini silahla, zorla, bombayla, füzeyle ve hatta gerektiğinde nükleer başlıklarla kurabileceğini ortaya koydu. Bir lideri öldürmek için binlerce kişiyi yok etmeyi gözden çıkardı.

İsrail’in ABD müttefikliği ile Ortadoğu’da düzenini kurmak için her çeşit silah ve istihbarat desteğini İngiltere ve ABD’den alıyor. Gazze’deki çocukları katlederken bile bu silah akışı devam etti. Silahlar gemilerle Akdeniz’den İsrail’e taşındı.

İsrail’in son Doha saldırısı, Ortadoğu’da ciddi bir şeyi aşikar etti. O da en korunaklı ve en zengin olan ülkenin bile bombalanabilme olasılığı… Çünkü Katar, kendisini korusun diye ABD üslerine ve silahlarına bir ton para veriyor. Oysa Doha’ya saldırı yapan İsrail jetleri, yine Katar topraklarında konuşlanan İngiliz uçaklarından yakıt ikmali yaptılar. Yani ABD-İngiltere, Katarı korumak için elindeki silahları çekinmeden Katar’ı bombalasın diye İsrail emirine verdiler.

Trump’ın Barış Planı, yani post-modern koloni projesi şimdiden birçok kişiyi yeniden umutsuzluğa itmiş durumda. BM’de Trump’la yapılan toplantılar ve içine girilen umutların anlamsızlığı kendisini gösteriyor. Bu plan da İsrail’in Ortadoğu’da düzenini kurmasının bir parçasıdır. İsrail’in silahlanması ve saldırganlığı sorgulanarak sınırlı hale getirilmedikçe bu devam edecek. Filistin Devleti, bağımsız ve silahlı bir yapı olarak teşekkül etmedikçe hiçbir Müslüman devlet güvende olmayacaktır. Filistin Devletinin kurulması, sadece bir devletin kurulması demek değildir. Bütün Ortadoğu Devletlerinin İsrail saldırganlığına karşı güvende olması manasına gelmektedir. Bu nedenle bütün Müslüman Devletlerin kendi topraklarını İsrail saldırganlığına karşı korumaları için bu devleti kurmaları zorunludur. Filistin Devleti; Türk devleti olacaktır, Suudi Arabistan devleti olacaktır, Mısır Devleti olacaktır, İran devleti olacaktır. Başka da yol yoktur!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz